SÖYLEŞİ: NICCOLO RICCI

Eskimeyen Bir Tarz ve Kusursuz Kalite

Dünya’ya yön veren liderlerin, işadamı ve ünlülerin, ürünlerine ulaşmak için ortalama 6 hafta beklemek zorunda kaldıkları ünlü marka Stefano Ricci, uluslararası lüks sektöründeki 40. yılını kutluyor. Sizler için Stefano Ricci’nin oğlu ve firmanın CEO’su Niccolò Ricci ile, sanatın ve stilin buluştuğu Floransa’daki görkemli mağazalarında bir araya geldik.

Ayça Oskay: Köklü firmanız Stefano Ricci yaklaşık 40 yıldır üst segment erkek koleksiyonu üretimi yapıyor. Firmanızın hikayesi nasıl başladı?

Niccolò Ricci: Babam Stefano Ricci, küçüklüğünden bu yana tutku ile bağlandığı modaya kendi koleksiyonlarını oluşturarak başlar. Annem ile kurdukları atölyede kendisi koleksiyon çizim ve tasarımlarını yaparken, annem ise dikim ve kalıp işlerini üstlenir. 1972 yılında Pitti Immagine Uomo Fashion Exhibition’a kravat koleksiyonumuzla katılımımızdan sonra oluşan yoğun ilgi sebebi ile, gömlek yapımına başlanır... Babamın dokumaya olan ilgisi, yüksek kaliteli ipek ve pamuk arayışı firmanın kuruluşundan itibaren, müşterilerimize hep en iyisini ve en özelini sunma stratejisini belirleyerek, bizi a’dan z’ye erkek giyimi tasarlamaya yönlendirir ve markamızın bir yaşam stili olmasını sağlar.

Markanız dünyanın en pahalı ve lüks markalarından biri  olarak biliniyor. Kravat fiyatlarınız 3.000 Euro’ya kadar  çıkıyor ya da paltolarınız 40.000 Euro’ya satılabiliyor.  Mükemmeli ve özeli arayan uluslararası müşteri kitlenizi  nasıl şekillendirdiniz?

Haklısınız, kravatlarımızı ve montlarımızı bu fiyat aralıklarında bulabilirsiniz. En iyi malzeme ile en mükemmel el işçiliğini kişiye özel tasarım ve servis ile birleştiriyoruz. Ürünlerimiz sayı değil tamamen kalite düşünülerek, İtalya’daki atölyelerimizde geleneksel yöntem ve günlerce süren el işçiliği ile hazırlanıyor. Aynı şekilde, müşteri kitlesinin oluşması firmamızın bu yaklaşımı ile doğru orantılı. Firmamızın DNA’sını muhafaza edip, hedeflerimizi hep en yükseğe çıkartarak, bugünkü pozisyonumuzu yakaladık. Bundan sonra da geleneksel yapı ile modern bakış açısını bir araya getirip, hep en iyisi sunmak için yolumuzda ilerlemeye devam edeceğiz.

 

Made in İtaly etiketinin sizin için önemi nedir?

Made in Italy bir yaşam tarzı... Bu yaşam tarzı bünyesinde giyimden konuta, özel jet tasarımından dekorasyonuna kadar müşterilerimize çok sayıda hizmet sunuyoruz. Bizce Made in Italy; işinizde uzman olabilme ve bunu işinize olan bağlılık ve kreatif teknik ile buluşturabilmeyi temsil ediyor. Ancak benim bahsettiğim yaşam tarzı; Made in Italy yerine bizim gibi “İtalya’da üretildi “ veya tamamen el yapımı yazabilecek cesarette olanlar için geçerli!

 

Bildiğiniz gibi birçok firma maliyetlerini düşürmek için İtalya’da üretmekten çekiniyor. İtalya dakika olarak ele alındığında, dünyanın en pahalı işçilerine sahip olan ülkelerin başında gelse de, en iyi malzeme ve en kaliteli işçilik ilkemizden vazgeçmeyi düşünmüyoruz.

 

Markanız sezon sonu indirimlerini uygulamıyor... 
Firmamızın mükemmellik anlayışı çerçevesinde; paralel satışları veya stok satışını önlemek için indirime gitmiyor ve her iki sezon sonunda elimizde bulunan veya satılmayan ürünlerimizi imha ediyoruz. Ayrıca babam ipek üzerine basılan tüm desen ve baskı resimlerini de yok ettiği için, kravatlarımızın bir benzeri daha bulunmamaktadır.

 

Bence bu konuya sadece sektörel bir bakış açısı ile değil, hayatın içinden bir yaklaşım ile bakmak lazım. Aslında babamın söylediği lüksün sadece bir statü konusu olmadığı... Bence lüks kendinizle barışık olmanızı sağlayan, kendinizi iyi hissettiren bir olgu. Önemli olan azlık veya çokluk değil, kalite ve kaliteli yaşamak. Lüks pazarına değinecek olursak, inanılmaz derecede büyüdüğü bir gerçek. Yakın gelecekte daha da önemli olacağına inanıyorum. Bu pazarda oldukça iyi konumlanmış bulunuyoruz, %25 Asya, %25 Rusya ve eski Sovyet ülkeleri, %20 ABD, %20 Arap ülkeleri, Avrupa. Özellikle BRIC ülkelerine daha fazla yatırım yapmayı planlıyoruz.

 

Üretim kriterleriniz nelerdir? 
Kıyafetlerimiz 24/25 iş saati ortalamasına sahip. Ürüne başlayan kişi ürünü tamamlıyor böylece dikiş ve el işçiliği mükemmelliğini koruyor. Ayrıca ürünlerimizin hepsi bu işin gerçek ustaları tarafından yapılıyor, onların işlerine olan tutkuları ürünlerimizin kalitesi ile birleşiyor... Üretimimizin %20 ’sini kişiye özel dikim oluşturduğu için, butiklerimizin büyük bir bölümünde devamlı terzilerimiz hazır bulunuyor. Eğer müşterimiz beğendiği modeli başka bir ürün veya kumaştan yaptırmak istiyor ise, ortalama 6-7 hafta beklemesi gerekiyor. Ardından butik yetkilimiz ve özel terzimiz müşterilerimizin ev veya ofislerine gidip, özel olarak teslimatı gerçekleştiriyorlar.

 

Sizce bir erkeğin olmazsa olmazı nedir? 

Ve asla katlanamadığınız şeyler nelerdir? Beyaz mendil ve çok değerli kol düğmeleri firmamızın vazgeçilmezleri arasında, özellikle de timsah derisi tamamen el yapımı çantalarımız ile bütünlenen kombinasyonlar gerçekten mükemmel. En tahammül edemediğim şey ise, takım elbiselerde beyaz kısa çoraplar!

 

1992 yılında babanız Çin’de firmanızın ilk mağazasını açtığında herkes onun deli olduğunu düşündü... Şimdi ise Moskova, Doha, Şangay, Paris ve New York gibi pek çok şehirde mağazalarınız var. Son olarak Ankara’da da bir mağaza açtınız... Türkiye pazarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? 
Çin’de ilk mağazamızı açtığımızda mevcut üst segment pazarı henüz oluşmadığından o yıllarda ülkenin potansiyelini anlamak ve yatırım yapmak çoğu insana göre çılgınlıktı. O yatırımımızın faydalarını görmeye devam ediyoruz. Şu anda tüm dünyada 22 mono-brand mağazamız bulunuyor, bu sayımızı giderek artıracağız. Mono-brand bizim için çok önemli; içeriye girdiğinizde sıradan bir mağazadansa, her ayrıntısı düşünülmüş Stefano Ricci dünyasına giriyorsunuz. Ankara mağazamız da son dönemde açtığımız mono-brand mağazalarımız arasında, yakın zamanda Türkiye’de sayımızı daha da artırmayı planlıyoruz.